Ana Sayfa Blog Savaşçı ve Sadık Prens | Gabriel Batistuta

Savaşçı ve Sadık Prens | Gabriel Batistuta

146

Henüz 14 – 15 yaşlarındaydım.Daha dün gibi hatırlıyorum. Hava kararmak üzere ve biz günün son maçını yapıyoruz. Camlardan yükselen ‘’ Oğlum hadi eve gel, hadi çocuğum yemek hazır ya da hemen eve gel baban çağırıyor ‘’ cümlelerine pek kulak asmadan, kan ter içinde koşmaya devam ediyoruz. Bir gözümüz sürekli kalecinin üzerinde, kale direği niyetine konan taşları, çaktırmadan yerinden oynatıyor mu diye. Sabahtan beri bu kaçıncı maçımız bilmiyorum ama, yorgun da olsam, önüme gelen bu topu kaleye, kaleci ile birlikte sokmaya kararlıyım.En az onun kadar sert vuracağım topa. Zaten başıma ne geldiyse onun gibi bir golcü olmak istediğimden geldi. O kadar sert vurdum ki toplara, ne kırmadığım otomobil aynası , ne kafasını şişirmediğim amca, ne de yemediğim dayak kaldı.Olsun ben bu yaşadıklarımdan hiç gocunmadım. Attığım gollerden sonra ‘’ Batistuta vuruyor ve gooollllll ‘’ diye haykırarak koşmak, evet koşmak ve bunu dünyanın en önemli işini başarıyormuş gibi hissederek yapmak, emin olun hayatımdaki en önemli anlardan birisiydi. Golü attıktan sonra, bilinçsizce sokağın diğer tarafına koşarken, o golünü attıktan sonra nasıl seviniyorsa aynısını tekrarlamaya çalışıyordum.

Kesinlikle bende onun gibi vuruyordum topa,o zaman onun gibi de sevinmeliydim… Evet bahsettiğim isim Batigol’den başkası değil. Arjantin’in uzun saçlı, hırçın çocuğu, Fiorentina’nın savaşçı ve sadık prensi, asıl adıyla Gabriel Omar Batistuta…

Ben burada size onun istatistiklerinden ya da hangi takımlarda oynadığından falan bahsetmeyeceğim. Zaten o tür bilgileri, her yerde bulabilirsiniz.Ama kariyerinden bazı kesitler,her zaman aklımın bir köşesinde kaldı.Belki biraz bunlardan bahsedebilirim… Rakibin arkasına attığınız ara pasları, doğru koşularla alıp, bunları gole çevirecek bir forvet mi arıyorsunuz ? Ya da hava toplarına hakim olması sizi cezbeder mi ?

Yok ya, ben sadece ,ceza sahasında iyi değil, uzaktan da topa iyi vuran bir golcü istiyorum.

Ama dur dur ben aynı zamanda mücadele etmesi gerektiğinde de boğa gibi güçlü bir adam isterim diyorsunuz belkide… İşte bunların hepsini yapan, yapabilen,sahaya her şeyini koyan bir adamdan bahsediyoruz. Komple bir forvet tanımının belki de son örneklerinden birisidir kendisi. Belki bu anlattıklarım bir çoğunuza göre abartılı gelebilir,benim için ise amma da şişirdi lan adamı diyebilirsiniz. Ama size bütün samimiyetimle ve içtenliğimle söylüyorum, anlattıklarımda en ufak bir abartı yoktur. Zira bu adamı gerçekten izleyen arkadaşlar, benim hiç de abartmadan anlattığımı düşüneceklerdir. Ben gözlerimle şahit oldum çünkü bu adamın attığı gollere, gözlerindeki o hırsa…

Hırs demişken, onun savaşçı ruhunu ve hırsını özetleyen en güzel cümleleri aslında kendisi bir röportajında kullanmıştır:: ‘’Maçı gol atmadan tamamladığımda çok mutsuz olurdum. Bir gol atarsam, ‘neden iki gol atmadım’ diye kendime kızardım. İki gol attığımda ise üçüncü golü atamadığım için üzülürdüm. Sonuç olarak, futbol hayatım boyunca hep mutsuzdum! ‘’

Evet, Batistuta bir çok kulüpte futbol oynadı. Ama bunların içinde Fiorentina’nın yeri bir başkadır. Fiorentina ile gönül bağı o kadar sıkıdır ki, takımın ikinci lige düştüğü sene, en başta Barcelona olmak üzere birkaç büyük kulüpten teklif almasına rağmen,elinin tersiyle iter bu teklifleri. Onun tek derdi alt lige düşen takımını yeniden ait olduğu yere çıkarmaktır. Ve bunu başarır da…

Fiorentina halkı onu kalplerinde saklarlar, o kadar severler ki Batigol’ü, şehirde heykelini dikerler. Heykelin altında ise şöyle bir yazı vardır;

“Savaşçı asla başını eğmez; kavgada sert, ruhunda ise sadıktır.”

Tarihler 10 Nisan 1997’yi gösterirken Fiorentina, Barcelona ile kupa galipleri kupası maçına çıkıyor.Aslında genel olarak bakarsak, Barcelona bu turu ikinci maçta rahat bir skor alarak geçmiştir. Ama akıllarda kalan konu ilk maçta, Camp Nou’da yaşanmıştır. Barcelona 1-0 önde iken dakikalar 62 yi gösterdiğinde sahneye Batistuta çıkar ve enfes bir gol atar. Golden sonra statta derin bir sessizlik oluşur.Stadın ortasında tribünlere sus işareti yaparak meydan okuyan ve 80 bin kişiyi susturan Batistuta’dan başkası değildir. İşte bu gol sevinci de böyle büyüleyici bir anda ortaya çıkmıştır.

Yıllar gelir geçer ve bir gün Roma ile yolları kesişir. Roma forması ile Fiorentina’ya karşı çıktığı maçta golü attığında, birden gözyaşlarına boğulur. Onunla birlikte gözleri dolan bir çok taraftar o anda Batistuta’nın acısını eminim yüreğinde hissetmiştir…

Roma’nın şampiyon olduğu sene Totti ile harika bir uyum yakalamış ve Roma taraftarının da büyük sevgisini kazanmıştır…

Yıllardır Dünya Kupası ne zaman oynansa, ben ‘’ Vamos Argentina ‘’ diye haykırıyorsam, bu ne Maradona yüzünden, ne de Messi yüzündendir. Onları da severim ama seni daha farklı severim…

Futbol kariyerine Katar’da oynayarak son veren bu büyüleyici adamın, Fifa’nın düzenlediği, dünyanın en iyi 125 futbolcusu listesinde yer aldığını ve spor kariyerine basketbolla başlayıp, daha sonra futbola geçiş yaptığını size hatırlatmak isterim…

Bazen ne mutlu ki bu adamları izleme imkanım oldu diye,sevinirken buluyorum kendimi. Tatlı, ufak bir tebessüm beliriyor yüzümde ve çocukluğum aklıma geliyor.Kırdığım aynalar beliriyor gözümde, sonra babamın kızgın bakışları, hatta yediğim dayaklar.Ama hiç pişmanlık duymuyorum, iyi ki diyorum, iyi ki o topa o kadar sert ve düzgün vurmuşum…

Aynı onun gibi,

Aynı Gabriel Omar Batistuta gibi,

Hayatıma kattıkların için teşekkürler,

Arjantin’in yakışıklı ve hırçın golcüsü…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here